Diyarbakır

TURİZM MERKEZLERİ

KÜLTÜR TURİZMİ
İÇKALE: İçkale’deki Virantepe Höyüğü’nde yapılan kazılarda, 13. yüzyılın başlarına ait olan Artukoğulları Sarayı’nın kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Kalıntıların en önemli kısmını, dört tarafa eyvanlarla açılan süslü bir havuz oluşturmaktadır. Artuklular da görülen ve suyun hem sesinden, hem de serinliğinden yararlanmak için yapılan “selsebil”çözümü, aynı dönem yapısı olan Gazi Köşkü’nde hâlâ yaşar.Yakın dönemlere kadar yönetim merkezi olan İçkale’de, bazıları yeni işlevler için boşaltılmış olan önemli yapılar yer alır. Eski Adliye, Cezaevi, Kolordu ve Jandarma binaları Saint Corc Kilisesi yeni bir hayata kavuşmayı bekliyor. İçkale’deki tarihi binalarda Dünya standartları’ nda Arkeoloji Müzesi, Taş Eserler Müzesi, Müze Kafeterya, Kilise; Sanat Galerisi, Cezaevi Binası; Kongre Merkezi olarak işlevlendirildi.


DİYARBAKIR ARKEOLOJİ MÜZESİ: Diyarbakır Arkeoloji Müzesinde Epi-Paleolitik dönemden başlamak üzere ( M.Ö. 8400 ) Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Assur, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemine ait eserler kronolojik olarak sergilenmektedir.Ayrıca; Amid sikkeleri ile yöresel Etnoğrafik eserlerden oluşan zengin bir koleksiyona sahiptir.

ZİYA GÖKALP MÜZESİ: Diyarbakır’lı sosyolog, yazar Ziya Gökalp’in doğduğu evdir. Sivil mimarlık örneği en güzel evlerden birisi olan ve bazalt taştan iki katlı olarak 1806 yılında inşa edilmiştir. 1824 yılında Ziya Gökalp’in ailesine intikal eden evde 1876 yılında Ziya Gökalp doğmuştur. 1956 yılında müze haline getirilmiş ve yazarın şahsi eşyaları ve belgelerinden oluşan kolleksiyonlarla teşhire açılmıştır.

CAHİT SITKI TARANCI EVİ: Diyarbakır evlerinin özelliklerini en özgün biçimde muhafaza eden ve güzel örneklerden birisi olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu evdir. Diyarbakır il merkezinde Camii Kebir Mahallesi, Cahit Sıtkı Tarancı sokak No:3 de bulunan ev, 1733 yılında inşa edilmiştir. Daha sonra da Cahit Sıtkı Tarancı’nın ailesine intikal etmiştir. Şairin şahsi eşyaları, el yazısı ile yazılmış mektupları, aile fotoğrafları ve kitaplarından oluşan zengin bir koleksiyon sergilenmektedir.

ATATÜRK KÖŞKÜ: Atatürk 5 Mart 1917 yılında. ordu Komutanlığına atanınca, 13 Martta Diyarbakır'a gelmiştir. Silvan da bulunan 16. Kolordu karargah komutunlığı 2. ordu karargahını oluşturmak üzere Diyarbakır'a alındı. Karargah binası İçkalede bulunan ve halen Atatürk Müzesi olarak faaliyet gösteren yapıya taşınmıştır. Bir süre Kavvası Sağır sokakta bulunan Hacı Sinan Özbostancı'ya ait evde ikamet eden Atatürk daha sonra Mardin Kapı dışında yer alan Seman Köşkünü ikamet olarak kullandı. Daha sonra 1937 yılında Belediyece satın alınan bu köşk restorasyonu ve onarımı yapılarak Atatürk Köşkü adıyla hizmete sunulmuştur.

HÜSREV PAŞA HANI (DELİLLER HANI): 934 yılında Diyarbakır'ın ikinci Osmanlı valisi olan Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Deliller Hanı olarak da bilinen yapının bu adı almasının nedeni, hacı adaylarına rehberlik yapan delillerin burada konaklamasıdır.

HASAN PAŞA HANI: Diyarbakır'da ayakta kalmış hanlardan ikincisi olan Hasan Paşa Hanı, Osmanlılar zamanında Diyarbakır'da valilik yapmış olan Sokullu'nun oğlu Vezir-zâde Hasan Paşa tarafından 1572-1575 yılları arasında yaptırılmıştır. Hasan Paşa Diyarbakır'da ilk olarak kuyumcular için bir çarşı yaptırmıştır. Daha sonra Ketenciler adıyla bilinen ancak günümüze ulaşamamış çarşıyı yaptırmıştır. Kuyumcular Çarşısı'nda yapılan hasır bilezikler, haplar, kişnişli gerdanlıklar, avizeler, hançerler vb. parçalar, Ketenciler Çarşısındaki dükkânlarda satılırdı. Hasan Paşa, bu iki çarşıya ticaret için gelenlerin gecelemeleri için bir han da yaptırmıştır.


MERYEM ANA KİLİSESİ: 15. yüzyıldan kalma ve zamanla bir çok onarım görmüştür. Bizans devrinden kalma mihrabı, Roma biçimi kapısı ilgi çekicidir. Kilise'de bazı azizlerin resmi bulunmaktadır.


NEVRUZ: Nevruz, Ortadoğu ve Ön Asya'da çeşitli halklarca yeni yılın başlangıcı ya da bahar bayramı olarak kutlanan gündür. Farsça bir kelime olan Nevruzun manası "yeni gün" demektir. Bir başka söyleyişle Nevruz, tabiatın kıştan kurtuluşunun, bolluk ve berekete kavuşmanın simgesi olmanın yanında, toplumların yaşamlarındaki hareketliliklerin, başlangıçların ve dönüm noktalarının da ifade edildiği bir gündür. Nevruz milli bir bayram olarak Türklerde gece ile gündüzün eşit olduğu ilkbaharın başlangıcı olan 21 Mart günü kutlanmaktadır.

FESTİVAL ve ŞENLİKLER
KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ Merkez - Mayıs 4. Haftası


Takvim: Kasım 2008

PtsSalÇrşPrşCumCmtPzr
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930